Hazreti Yusuf – Bölüm 01

Nis 17

Hepimizin ismini duyduğu peygamberliği, yakışıklılığı, rüya yorumları, kardeşleri ve babası ile tanıdığımız Yusuf Peygamber (as)’ın hayatını anlatan her biri 47 dakikalık 45 bölümden oluşan Ferecullah Silahşör’ün eseri yeni yeni izlemeye başladım. İzlediğim bölümlere ait not ve özetleri de sizlerle paylaşmak istiyorum.

Hazreti Yûsuf

 

Bölüm 1

Yûsuf Suresinin 1. ve 4. arasındaki ayetlerin okunduğu tanıtma yazısı gerçekten çok etkileyici. Zaten kusursuz olan Kuran-ı Kerim’in çok güzel bir ses ve yorumla okunması ayrı bir etki bırakıyor üzerinizde.

الر تِلْكَ آيَاتُ الْكِتَابِ الْمُبِينِ

Elif lâm râ tilke âyâtul kitâbil mubîn(mubîni).

1-Elif, Lâm, Râ. İşte bunlar, beyan edilmiş (açıklanmış, apaçık, her şeyi apaçık bildiren, hakkı açıklayan,  gerçeği açıklayan, çok açık ve açıklayıcı, gerçeği açık açık anlatan, açık seçik, doğruyu/gerçeği apaçık gösteren, kendisi de açık olan, Hak’tan geldiği aşikâr olan, apaydınlık, mübîn ) Kitabın ayetleridir.

1. Elif, Lâm, Râ                  : Manasını Allah (cc) ve onun bildirdiklerinin bildiği özel harflerdir. Hurufu Mukadda
2. tilke  : bunlar
3. âyâtu               : âyetleri
4. el kitâbi el mubîni : açıklanmış, apaçık, her şeyi apaçık bildiren, hakkı açıklayan,  gerçeği açıklayan, çok açık ve açıklayıcı, gerçeği açık açık anlatan, açık seçik, doğruyu/gerçeği apaçık gösteren, kendisi de açık olan, Hak’tan geldiği aşikâr olan, apaydınlık mübîn kitap

إِنَّا أَنزَلْنَاهُ قُرْآنًا عَرَبِيًّا لَّعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ

İnnâ enzelnâhu kur’ânen arabiyyen le allekum ta’kılûn(ta’kılûne).

2- Muhakkak Biz onu, akıl erdiresiniz (akıl edesiniz, anlayasınız, akıl yoluyla rahat anlayasınız, gerek ki akıl irdiresiniz, akledesiniz, manasına akıl erdiresiniz, aklınızı kullanarak belki onu kavrayıp özümlersiniz, umulur ki, siz güzelce anlarsınız, düşünüp manasını anlarsınız, aklınızı çalıştırasınız) diye Arapça bir Kur’an olarak indirdik (nazil ettik).

1. in-nâ                 : muhakkak ki biz
2. enzelnâ-hu    : onu indirdik
3. kur’ânen         : Kur’ân
4. arabiyyen       : Arapça olarak
5. lealle-kum     : umulur ki siz, böylece siz
6. ta’kılûne         : akıl edersiniz

نَحْنُ نَقُصُّ عَلَيْكَ أَحْسَنَ الْقَصَصِ بِمَا أَوْحَيْنَا إِلَيْكَ هَذَا الْقُرْآنَ وَإِن كُنتَ مِن قَبْلِهِ لَمِنَ الْغَافِلِينَ

Nahnu nakussu aleyke ahsenel kasası bimâ evhaynâ ileyke hâzel kur’âne ve in kunte min kablihî le minel gâfilîn(gâfilîne).

3- (Ey Muhammed!) Sana bu Kur’an’ı vahyetmekle geçmiş milletlerin (ümmetlerin) kıssalarının (gerçek haberlerin)  en güzelini (en güzel kıssaları, tarihi, )  anlatıyoruz. Hâlbuki daha önce sen bunlardan habersiz idin (bilmeyenlerdendin).

1. nahnu                              : biz
2. nakussu                          : anlatıyoruz, naklediyoruz, kıssa ediyoruz
3. aleyke                             : sana
4. ahsene el kasası          : en güzel kıssaları
5. bi-mâ                               : şey ile
6. evhaynâ                         : vahyettik
7. ileyke                               : sana
8. hâze el kur’âne            : bu Kur’ân’ı
9. ve in kunte                    : ve eğer, oysa sen ….. idin
10. min kabli-hî                 : ondan önce
11. le min el gâfilîne       : gâfillerden

إِذْ قَالَ يُوسُفُ لِأَبِيهِ يَا أَبتِ إِنِّي رَأَيْتُ أَحَدَ عَشَرَ كَوْكَبًا وَالشَّمْسَ وَالْقَمَرَ رَأَيْتُهُمْ لِي سَاجِدِينَ

İz kâle yûsufu li ebîhi yâ ebeti innî re eytu ehade aşere kevkeben veş şemse vel kamere re eytuhum lî sâcidîn(sâcidîne).

4- Hani bir zamanlar Yûsuf, babasına “Babacığım! (Ya’kub’ as’a) Gerçekten ben (rüyada) on bir yıldız, güneşi (şemsi) ve ayı (kameri) gördüm. Gördüm ki onlar bana boyun eğiyorlardı (secde ediyorlardı, benim önümde saygıyla yere kapanmışlardı)” demişti.

1. iz kâle                              : dediği zaman, demişti
2. yûsufu                             : Yusuf
3. li ebî-hi                            : babasına
4. yâ ebeti                          : ey baba, babacığım
5. in-nî                                 : muhakkak, gerçekten ben
6. reeytu                             : gördü
7. ehade aşere                 : on bir
8. kevkeben                      : yıldız
9. ve eş şemse                  : ve güneş
10. ve el kamere              : ve ay
11. reeytu-hum                : onları gördüm
12. lî                                       : bana
13. sâcidîne                        : secde edenler

Yaklaşık M.Ö 1160 yılı.

Babil’in güneyinde yer alan ve halkı putperest olan Fedan kentinin valisi Leban (Laban), çobanlık yaparak geçimini sağlayan Hz.Yakub’un dayısı ve kayınbabasıdır.

Babil’in ana tanrıçası İştar’a çocuklarının şifa bulması ve yağmur yağması için adaklar sunan halk, bu uğursuzluğun halkı tek tanrıya inanmaya ve ortak koşmamaya çağıran Hz.Yakub’tan kaynaklandığını düşünüyorlardı fakat dayısından dolayı kendisine bir şey yapamıyorlardı.

Râhil (Rahel) ve cariyesi Bilha ile Leyya (Lea-Leiya) ve cariyesi Zülfa (Zilpa) isminde dört eşi vardı. Râhil (Rahel) çocuğu olmadığı için cariyesi Bilha’nın Yakub (as)’ın eşi olmasını ve ona çocuk doğurmasını istemişti. Leyya (Lea-Leiya)  da cariyesi Zülfa’yı (Zilpa) Yakub (as)’a vermişti. İlk eşi Leyya’dan; tek kızı “Dina” ve oğulları, “Ruben, Şimeon, Yahuda, Levi, İssakar ve Zebulin” doğdu. Leyya’nın cariyesi Zülfa (Zilpa)’dan; “Aşer ve Gad” adlı oğulları doğdu. İkinci eşi Râhil (Rahel)’den ise 11 yıl sonra Allah’ın izniyle; “Yûsuf ve Bünyamin (Jozef ve Benjamen)” doğdu. Râhil (Rahel)’in cariyesi olan Bilha’dan; “Dan ve Naftali” doğdu. Böylece Hz. Yakub’un biri kız toplam on üç çocuğu olmuştur. Yakub (as)’a hep gece yürüyüşü yaptığı için İsrail (İzrael, İsrael, İzrail) lakabı verilmiştir. Dolayısı ile onun soyundan gelenlere de İsrail oğulları denmektedir.

Melekler ve bütün mahlûkat insana secde ederken, insanın kendi eliyle yaptığı putlara tapmasının çok mantıksız ve yanlış olduğunu belirten Yakub (as) ne kadar mantıklı olan şeyler söylese de uzun süredir örf ve adet gereği babalarının inançları gereği yeni bir din ve düşünceyi kabul etmiyor ve tepki gösteriyorlar. Söylediklerinin uydurma olduğunu söylüyorlar fakat Yakub (as) ise kendisinin Allah (c.c)’nin elçisi olduğunu ve söylediklerinin atası İbrahim (as)’a verilen suhuflardan yani sayfalardan olduğunu belirtir.

Halkın birçoğu tepki gösterse de, akıllarında soru işaretleri oluşmuştur. Kimileri mevcut inançlarından da şikâyetçilerdir. Tapınaktakiler ve kâhinlerin halktan para koparıp servetlerini genişlettikleri için rahatsızdırlar. Hz.Yakub’un ücret istememesi de onu farklı kılan bir özelliktir. Halk onun da ileride güçlenince kâhinler gibi ücret isteyeceklerini belirtirler.

Oğlu ölen Faris adlı bir adam kâhinlere, tapınak tanrılarına laf atınca halk içindeki ajanlar hemen tapınak görevlilerine haberi yetiştirirler ve yakalanarak mancınıkla ateşe atılarak idam edilecektir.

Hz. Yakub’un gönlü buna razı olmaz ve Faris’in ateşe atılmasından kurtulması için 500 dinarlık diyetini ödemeyi kabul eder. Tapınakçılar itiraz ettiği sırada dayısı vali Leban (Laban) gelir ve durumun olumlu sonuçlanmasını Allah’ın izniyle sağlar.

Ölümden kurtulan Faris ve eşi, diyeti ödenene kadar Hz.Yakub’a hizmet etmek isterler.

Halk kıtlığın iyice artması ve tapınakçıların kışkırtması ile Yakub (as) ve ailesine iyice düşmanlık beslemektedirler.

Yakub (as)’ı uyarması için dayısı vali Leban (Laban)’ı bile tehdit ederler. İlk başta rest çeken Leban (Laban) daha sonra mecburen Yakub’u uyarmak için kabul eder.

Yakub (as)’ın babasının Hz.İshak (as) ve annesinin adının ise Refika olduğunu öğreniyoruz.

“Çobanlık hayvanların güdülmesi, Peygamberlik ise insanların doğru yolu bulmalarına yardımcı olmak” demektir. Belki de bu yüzden birçok peygamber çobanlık yapmıştır.

Yakub (as) çocuklarının kendine özenip onun halifesi olmak için küçük yaşta kavga ettiklerini görünce üzülür ve onlara “İbrahim (as) ve İshak (as) ‘ın çok güçlü oldukları için değil Allah’ı çok sevdikleri için seçildiklerini” söyler.

Yakub (as) eşi Râhil (Rahel) doğum yapacaktır. Sancıları gelmeye başlamıştır fakat durumu çok ağırdır. Ölüm döşeğinde olan Râhil (Rahel)’in bu durumda olmasının nedenin ana tanrıça İştar ve büyücü İster’in lanet olduğu, İştar’a inanmayanların bu şekilde cezalandırılacağı büyücü İster tarafından bu şekilde dile getirilir. Halk ise tapınağın tanrısı İştar’ın mı yoksa Yakub (as)’ın Tanrısı Allah’ın mı kazanacağını merak etmektedirler. Vali Leban (Laban) İster’den yardım isterken, Yakub (as) bunu kabul etmez ve İster’i kovar. Yalnız ve yalnız Allah’tan yardım diler.

Gerçekten çok güzel bir eser. Sizlere de izlemenizi tavsiye ederim. Aşağıda yer alan 3 farklı barındırma firmasından istediğinizden 1.Bölümü indirebilirsiniz.

Selam ve dua ile,
Talha ÇELİK

RAPIDSHARE

http://rapidshare.com/files/376443815/Hazreti_Yusuf_Bolum_01.part1.rar.html

http://rapidshare.com/files/376799203/Hazreti_Yusuf_Bolum_01.part2.rar.html

HOTFILE

http://hotfile.com/dl/38158985/6f9fb6e/Hazreti_Yusuf_Bolum_01.divx.html

ZIDDU

http://www.ziddu.com/download/9481204/Hazreti_Yusuf_Bolum_01.part1.rar.html

http://www.ziddu.com/download/9468546/Hazreti_Yusuf_Bolum_01.part2.rar.html

İlk Yorumu Yapmak İçin Tıklayınız

Trackbacks/Pingbacks

  1. Hazreti Yusuf – Bölüm 01 | Genç Yolcu - [...] Devamını okumak için tıklayınız [...]

Siz de yorumunuzu paylaşın.