Alamet Filmi – Robot Alâmet

Şub 28


PANA Film
– Kurtlar Vadisi Ekibi – bir canlandırma – animasyon – filmi projesi hayata geçirmeyi planlıyorlar. Proje : Alamet, Sultan II. Abdulhamid Han‘ın Japonlara gönderdiği Alamet adlı bir robotun hikayesini anlatıyor.

Kurtlar Vadisi ekibi deyince silah kullanan kötüleri yok etmek için kurulan bir grup ve grup lideri Alamet Alemdar adlı bir robot düşünmeyin. Necati Şaşmaz’ın ve kardeşlerinin kurduğu Pana Film’in hem çocukları, gençleri, yetişkinleri etkileyecek ülkemizin insanlarının kaybettikleri o özgüveni tekrar yakalamalarını sağlayacak bir proje. Canlandırma olarak yapılmasının tercih nedeni hem süre hem maddiyat hem de çocukların daha kolay anlamasını sağlamak olabilir.

Sultan II. Abdulhamid Han’ın Japonlara gönderdiği Alamet adlı robotun canlandırma filmini çekecek

1889 yılında Japon İmparatoru Meji’nin yeğeni Prens Komatsu gemiyle İstanbul’a gelir ve sarayda ağırlanır. Ardından İstanbul’a özel elçiler gönderen Japon İmparatoru, Sultan II.Abdülhamid Han’a Japonya’nın en büyük nişanı olan Büyük Krizantem Nişanı’nın da içinde bulunduğu çeşitli hediyelerle beraber bir mektup yollar. Bu Nişan, Sultan Abdülhamid Han’a takdim edilir. Özel mektupta ise Japon İmparatoru, Abdülhamid Han’dan; “İslâm dini, ilim ve teknolojik gelişmeler, vakıflar, hayır kurumlar vs. konuları ile ilgili olarak kendilerine Japonca veya Fransızca olarak bilgiler,” gönderilmesini rica eder.

Abdülhamid Han, konuyu Şeyhülislam Cemâleddin Efendi’ye açar. Osmanlı’nın bilgi ve teknolojisi hakkında bilgi isteyen Japon İmparatoruna ilk etapta; tezhipli bir Kuran-ı Kerim ve daha bir çok hediye gönderilir. Daha sonra ise Sultan Abdülhamid Han, Yeni Kapı Mevlihânesi saat sanatkârı, Musa Dede’yi huzura çağırır. Musa Dede saat mekaniğini çok iyi bilen bir zattı. Sultan, Musa Dede’den; “çok iyi bir ekip kurarak, daha önce hiç yapılmamış, eşi benzeri olmayan, teknolojik bir saat yapmasını,” ferman buyurur. Bunun üzerine Musa Dede, yedi kişilik bir ekip kurarak çalışmalara başlar. ” Daha önce hiç yapılmamış, dengi olmayan bir saat nasıl yapmalı ?” diye istişare ettiler.

Birkaç gün sonra, Sultan Abdülhamid Han, çalışmalar hakkında bilgi almak için Musa Dede’yi çağırtır. Musa Dede ve ekibinin çizdikleri projeleri inceler, klasik saat örneklerinin değişik sürümlerine benzeyen bu çizimlerden daha farklı birşeyler olabilirmi diye o sırada yanında bulunda Derviş Dede’ye de fikri sorulur. Derviş Dede, kağıttaki çizimleri inceler ve şöyle der: “Bu saat Semâzen şeklinde olabilir. Her saat başı, kollarını açıp semâ edip ve gong çalabilir.”

Sultan Abdülhamid Han projeyi eline alır, dikkatlice inceler, tefekküre dalar ve dahiyane şu fikri söyler: “Hayır gong çalmasın! Ezan okusun. Öyle bir tertip yapın ki, saat başı ezan okusun,” der. Kağıda birkaç ayrıntı çizerek Musa Dede’ye verir. Musa Dede, “Ferman Sultanımındır,” diyerek “Bu nasıl yapabilirdi? düşüncesiyle ‘ Efendim bu nasıl olur?’ diyemeden oradan ayrıldılar.

Guguklu, gonglu ve değişik melodili saatler mevcuttu. Bunlar; körük ve mekanik düzenlerle halledilebilirdi. Ama ezan sesi, insan sesiydi.

Musa Dede, bu düşüncelerde sahafları dolaşırken, Fakir Dede’ye rastlar. Fakir Dede Melâmi Mevlevî Meşreb bir zattı. Musa Dede, konuyu gizlice Fakir Dede’ye açar. Fakir Dede, Musa Dede’yi neşeye boğan şu bilgileri vermişti: Frenk icadı Gramofondan ilham alınabilir. Edison 1877 yılında fonograf cihazını bulmuştu. Ses kaydı yapan bu cihazı önerir. Gramofonun 20 Eylül 1887‘de Emil Berliner tarafından icad edilmişti. Yani ezan okuyan saat yapmak mümkündü.

Hemen çalışmalara başlandı. Kısa bir süre sonra, Semâzen şeklinde, normal bir insan boyuna yakın, saatli bir robot yapıldı. Robotun özellikleri şu şekilde idi: Kaideye oturtulmuş gövdesi; saat başı semâ ediyor, bu esnada kollarını açıyor, gümüş levhalardan yapılmış etekleri açılıyor ve aynı anda ezan okuyordu. Etek kısmının üstündeki mazgallardan ezan sesi geliyordu. Öyle bir mekanizma kurulmuştu ki, tüm bunları yaparken yarım metre yürüyor, hem dönüyor ve ezan bitince de tekrar yarım metre geri giderek yerine dönüyor; kollarını ve eteklerini indiriyordu. Robot’un tamamı gümüş ve altın kaplamadan yapılmıştı. Robot’un arka kısmında kurma yeri mevcuttu ve yedi günde bir kuruluyordu.
Robot’u Sultan Abdülhamid Han’a gösterdiklerinde, Sultan çok beğenmiş ve biraz da şaşkınlıkla; ” bu tam bir “ALÂMET,” bunun ismi ALÂMET olsun demişti. Daha sonra Alamet Ertuğrul Fırkateyni’yle Japonya’ya yollanır.

Pana Film ekibi ilk uzun metrajlı canlandırma Türk filmi Alamet‘in her aşamasında sadece ve sadece Türk çizerlerle çalışıyor. Film 2011‘in bahar aylarında sinemalarda olacak. Necati Şaşmaz, filme senarist ve yönetmen olarak imza atmasının yanı sıra, müziklerine de katkıda bulunacak. Pana Film ekibi, Alamet’le yine çok özgün ve her kesimden seyirciyi sinema salonlarına toplayacak bir projeye imza atacak gibi görünüyor.

Bunun yanısıra filmden sonra dizisi de yapılabilir düşüncesindeyim. Akşam saatlerinde olmasa bile her pazar sabahı çocuklar için iyi bir seçim olabilir.

Filmle alakalı olarak Necati Şaşmaz’ın daha önceden katıldığı Beyaz Show’da Beyazıt Öztürk’e yaptığı açıklamaların yer aldığı görüntüyü aşağıdaki bağlantıdan izleyebilirsiniz.

www.alametfilm.com

1 Yorum var

  1. I really enjoy this site. Iwish we could come here everyday\all day.

Trackbacks/Pingbacks

  1. Alamet Filmi – Robot Alâmet | Genç Yolcu - [...] Devamını Okumak İçin Tıklayınız. [...]

Siz de yorumunuzu paylaşın.