e-Kalem.com

"O Rab ki kalemle yazmayı öğretti."

e-Kalem.com

Yeraltı Peygamberi (Bir Peygamber) – A Prophet – Un Prophète

Download RealPlayer for FREE

Euzübillahimineşşeytanirracim Bismillahirrahirrahim.

A Prophet – Un Prophète – Yeraltı Peygamberi (Bir Peygamber)

Filmin adı Türkçe’ye Yeraltı Peygamberi olarak çevrilmiş. Birebir tercümede ise “Bir Peygamber” olması gerekiyor. İnsanlar dini film zannedip girmezler diye bu tarz bir çeviri tercih etmiş olabilirler.

Film 2009 Fransız İtalyan yapımı. O yüzden sözlü ve görsel müstehcenlik yoğun. Film Malik el Djebena (Tahar Rahim) adlı okuma yazma bilmeyen 19 yaşındaki Müslüman Arap bir gencin polislere saldırdığı için 6 yıl hapis yatacağı Fransız hapishanesine gelişinde gardiyanların disiplin amacıyla (!) sarfettikleri yoğun küfürleri ile başlıyor.

Girişteki özel arama, çırılçıplak soyulma ve tam kontrol sonrası nazik bir amir tarafından Fransız devletin sağladığı iş, para, çalışma, ibadet özgürlüğü vb. güzel imkânların da sunulduğu imasıyla devam ediyor.

The Godfather –Baba-, The Shawshank Redemption – Esaretin Bedeli-, Prison Break –Hapisten Kaçış- serisinden sonra cinayet, dram ve mafyanın bulunduğu bir başka hapishane filmi ile karşı karşıyayız fakat bu sefer daha renksiz, daha gerçekçi ve daha sert bir tarzla.

Yazının bundan sonraki bölümü filmin içeriği ve olaylar hakkında bilgiler içermektedir, filmi izlemeyip de “anlatma zevki kaçar.” diyenler bundan sonraki kısmı filmi izledikten sonra okuyabilirler.

YouTube Preview Image

Müslümanlık ve İslam kardeşliğini, eşcinsellik, uyuşturucu, azgınlıkla yan yana getirip bağdaştıran ve Fransa’daki etkin farklılığı yansıtmaya çalışan bir film.

Daha önceden de öğrendiğimiz üzere hapishanelerde muhakkak birilerinin koruması altında olman gerekir ki hayatta kalabilesin, ihtiyaçlarını karşılaman için de paraya veyahut ta para yerine geçebilecek zekâ, güç, beden vb şeylere sahip olman gerekir.

Ayakkabıları çalınıp, tacize uğrayan aciz ve korumasız durumdaki Malik El Djebena’yı, Reyeb (Hichem Yacoubi) adlı eşcinsel bir Müslüman’ı (!) öldürmesi için Akdeniz’de bulunan Fransa’ya bağlı Korsika vatandaşı olan Cesar Luciani (Niels Arestrup) adlı çete lideri ölümle tehdit eder.

Reyeb adlı kişiyi öldürmeden önce, Reyeb kendisine kitap hediye etmek ister, okuma ve yazma bilmediği için hapishanedeki okuma yazma kursuna kaydolmasını tavsiye etmiştir. Okuma yazma bilmeyen, ailesi olmayıp ıslahevinde yetişmiş, domuz eti yemeyen ama zora gelince kendi hayatı tehlikeye girince adam bile öldürebilen bir tip Müslüman’dır (!) Malik. Allah’tan terörist değildir sadece gangsterdir, çete üyesidir.

Korsikalı bir çete üyesinin birbirleriyle kavga eden ki halen eden Araplar için “Şu s**tiğimin Arapları. Köpekler en azından sessizce vuruşuyor.” cümlesi senaristin terbiyesizliği. Bu terbiyesizliğini örtmek için Arap ve Fransız milliyetçiliği ele alınırken Fransız Irkçılığına da hafiften gönderme yapıyor.

Fragmanlarda kullanılan ezan sesine filmde rastlamadım ama bir yerlerde kullanılmış olabilir tabii ki. Namaz kılma esnasında secde sahnesinin bir bölümü önden çekilse daha iyi olabilirdi.

Tyson adlı (manidar Mike) köpeğinin insanları yaralaması sonucu hapse düşen Ryad (Adel Bencherif) adlı bir başka Müslüman mahkûm Malik’in okuma yazma öğrenmesine yardımcı olur.

Müslüman mahkûmlar Korsikalılara hizmet eden Malik’i aralarına kabul etmezler. Malik de bu arada çaktırmadan Korsika’ca öğrenir ve çete lideri Cesar Luciani (Niels Arestrup)’nin olumlu puanını kazanır. Artık El Djebena, patronun gözü ve kulağıdır. Cesar da onu yanındaki tek kişilik odaya (koğuşa) aldırır. TV Buzdolabı gibi ekstraların bulunduğu Süit Hücre (!).

Aslında Malik, hem Araplara, hem Fransızlara hem de Korsikalılara çalışıyor görünmektedir ama aslında sadece kendisi için çalışmaktadır.

Görevlerini başarıyla tamamlayan El Djebena’ya yeni taktikler öğretilirken o da yeni taktikler geliştirmektedir. İyi hali dolayısıyla haftalık izin için müracaat eder. Haftada bir gün sabah 07:00 akşam 19:00 arası 12 saatlik izne hak kazanır. Bu izinde ilk görev olarak Cesar’ın bir adamını istenilen fidye karşılığı rehin tutulduğu yerden alır. Ayrıca ek iş olarak Çingene lakaplı hapishane arkadaşının yakalanan esrarını bulunduğu yerden alır ve tahliye olan eski mahpus arkadaşı Ryad’a para ile birlikte teslim eder ve haftalık izinlerde yeni plan ve projelerinin olduğunu söyler. Kazandıkları paranın bir kısmını Ryad’a diğerini kendi hesabına ve hapishanedeki odasına TV, uydu alıcı, DVD oynatıcı, Müzik Setinin yanı sıra dışarıdan fahişe de gönderilir.

Cesar à Hapishanedeki Müslümanlar için El Djebena’ya : “Ben mi kafayı yiyorum, yoksa bunlar sürekli çoğalıyor mu? Yakında seccadeleri çıkarırlar. Eskiden avluyu biz yönetirdik. Çok şükür bunlar aptal. T*şaklarıyla düşünmeyi bıraksalardı, daha çok gelişirlerdi.  Oraya gidip durumları bir kontrol etsen iyi olur.”

El Djebena : “Oraya birkaç gardiyan gönder. Onlara bulaşmaları için yani. Senin köpeğin olurlar. T*şaklarıyla düşünen bir başka Arap işte.(kendisi için)”

Dışarıdaki arkadaşı Ryad’ın, Malik’e gönderdiği James Bond VCD’sinin başında “You Only Live Twice = Sen (İnsan) Sadece İki Kez Yaşarsın” yazısından sonra eklenmiş kendi videolarını ve konuşmalarını yollar. Diskolarda kadınlarla eğlenmektedirler Müslümanlar (!) .

Cesar, hapishane başgardiyanıyla veya müdür ile görüşüp Müslüman mahkûmlara kurallara uymalarına rağmen gardiyanların biraz baskı yapmasını ister. Bu sayede Müslümanlar da yaşadıkları sorunun çözülmesi için Cesar’a gelip yönetimle görüşmesini isterler. Cesar da karşılığında Marsilya’daki Brahim adlı kişinin kumarhane kazançları ile alakalı olarak birtakım şeyler yapmasını ister. Bunun için haftalık izin gününde Malik’i Marsilya’ya gönderir.

Malik, Reyeb’in de tanıdığı olan Brahim ile araçta giderken Brahim’in kendisini öldüreceği sırada rüyasında gördüğü ceylanların yola çıkacağını ve dikkat etmelerini söyler. Bu sırada aracın önüne ceylan çıkıp da kaza olunca Brahim filmin adını oluşturan kelimeleri söyler. “Bunu nasıl yaptın? Sen Peygamber misin?”

Bu sırada ceylanların silahlarla Müslümanlar tarafından vurulması gösterilmektedir. Burada da bir kötüleme var. Domuz eti yemeyen Müslümanların ceylan eti yemek için bu şekilde avlandıkları ve bunun bir vahşet gibi gösterilmesi.

Malik, Brahim ile de anlaşır. Malik’in mallarına ve arkadaşına el koyan Mısırlı Latif’i uyarmasını ve ortak olduklarını söylemesini ister.

Djebena : “Hala bana ihtiyacın var mı?”

Cesar : “Senin bana ihtiyacın var.”

Cesar, El Djebena’a yeni bir görev verir. Kendi patronu Jacky Marcaggi ve Lingherrileri öldürtecektir. Bunun için çok gizli bir plan yapılır.  El Djebena Rehabilitasyon merkezi için (Cami) de 2 gün izin ister ama Yargıç bir günlük izin verir.

Malik El Djebena, Müslümanların bağlı olduğu Imam Mousaab’a verilmesi için camiye para bıraktırır fakat haram para olduğu için Imam Mousaab almaz ama hapishanedeki Malik’e kızan Müslümanlar alır.

Malik öldürdüğü eşcinsel Müslüman Reyeb’in hayalini görüyordur. Odasında Reyeb Mevleviler gibi Allah diyerek zikir çekiyor ve sema yapıyordur. Ona tavsiyelerde bulunuyordur.

http://ads.cpxcenter.com/cpxcenter/s_landing.php?nid=4&pid=32571&sid=33835&cid=9851&cuid=nqetu87&ad=11336&subid=&opt1=&opt2=

Bunun yanı sıra Reyeb şunları da söyler: “Ve Resulullah, (Allah’ın selamı üzerine olsun). …dağın zirvesine ulaşmış ve uykuya dalmış. Sonra melek Cebrail (aleyhisselam) görünmüş.  Ne buyurmuş, biliyor musun? Buyurmuş ki: “Oku. Oku Muhammed. Yaradan rabbinin adıyla oku. O, insanı bir embriyodan yarattı. Oku! Rabbin sonsuz kerem sahibidir. O Rab ki kalemle yazmayı öğretti. İnsana bilmediği şeyleri öğretti.” Fevkalade (ajeeb – acayip)! Fevkalade (ajeeb – acayip), kardeşim! Muhammed Resulullah. OKU”


El Djebena, Cesar’ın verdiği görevi yerine getirmek için dostu Ryad ile yaptığı planı uygulamaya koyarlar. Marcaggi’nin bulunduğu araca silahla saldırıp bütün adamları öldürürler. Marcaggi’yi sağ bırakırlar ve kendilerini Cesar’ın tuttuğunu söylerler. Ona Cesar’ı öldürerek intikam alma şansı verirler.

El Djebena izinden zamanında dönmez, bir gün sonra giriş yaptığı için 40 gün 40 gece hücre hapsi ile cezalandırılır. Bu sırada hapishane karışmıştır. Djebena bunu bilerek yapmıştır. Kargaşa ortamında kendisi en güvenli yerdedir.

Bir çaylak olarak girdiği hapishaneden patron olarak çıkar. Müslümanların (güçlünün) tarafında yer alan bir patron olmuştur. Cezasını tamamladıktan sonra süre sonrasında tahliye edilmiştir. Arkadaşı Ryad’ın vasiyeti üzerine karısı ve çocuğuna bakacaktır.

Arkadaşının karısı : “Kalacak yerin var mı?”

El Djebena : “Hayır”

Djamila : “Bize gel. Ben çocukla uyurum, sen de onun odasını kullanırsın.

El Djebena : “ Yük olmak istemiyorum.”

Djamila : “Olmazsın.”

Bu sırada jeep ve limuzinlerden oluşan üç tane lüks araç geri korumalık yapmaktadırlar patronları Malik El Djebena’ya ki bu sahne bence harika olmuş.

Filmin Müslümanlarla ve İslam üzerine bütünleşmiş bir senaryoyla bir mahkûmun hapishane hayatını anlatması pek hoş değil. Ayrıca daha hoş olmayan durum ise filmin adının “Un Prophet – Bir Peygamber” olması, Malik El Djebena’yı Peygamber Efendimizle benzetme yapıp filmi izleyen Müslüman ve gayrimüslimlerin kafasında İslam’a pek de olumlu olmayan bir yer vermesi çok nahoş bir durum.

Tahar Rahim (Malik El Djebena) ve Niels Arestrup (César Luciani) ’ın oyunculukları filmi taşıyıp götürüyor. Yönetmen de sanatsal(!) siyonist açıdan filmi iyi çekmiş ama ahlaki ve dini açıdan berbat. Fakat senaryonun az önce de belirttiğim üzere İslam’la bağdaştırılması hiç uygun değil. Filmin kahramanı ve mahkûmları dinleri ve milliyetleri yerine sadece adları ile ön plana çıkarsaydı puanımız daha yüksek olurdu.

Diğerlerine göre biraz daha uzun olan filmde iki buçuk saatin sonunda hiçbir değeri olmayan birinin hapishane ortamında gerekli koşulları yerine getirip, zekice çalışarak nasıl da hapishane ağası olduğunu müstehcenlikte sınır tanımayan ve İslam karşıtı bir Fransız kalemi olan Thomas Bidegain ve Jacques Audiard’ın gözüyle izlemiş oluyorsunuz. Fransa’nın bir Avrupa ülkesi değil de üvey Arap ülkesi gibi olduğu gözükmektedir. Zamanında sömürdüğü birçok Müslüman ülkenin vatandaşlarını köle olarak kendi ülkelerine getirmiş aşırı milliyetçi Fransızları bir kez daha tanıma fırsatını görmüş oluyorsunuz. Tabii ki kullandığınız gözlüğe bağlı olarak. Gözlük kullanmayanların gözlerini kör etmek içinse filme birçok festival tarafından da ödül verilmiş.

2009 Cannes Film Festivali Jüri Büyük Ödülü – Festival De Cannes Grand Prix
BAFTA 2010 En İyi Yabancı Film Ödülü
82. Oscar Akademi 2010 Yabancı Dilde En İyi Film Adayı
2010 Altın Küre Ödülleri: En İyi Yabancı Dilde Film Adayı
Sight & Sound Dergisi 2009’un En İyi Filmi
Londra Film Festivali En İyi Film
Vancouver Film Festivali En İyi Film
Viyana Film Festivali En İyi Film
Toronto Film Festivali En İyi Film
Bangkok Film Festivali En İyi Film
Sundance Film Festivali En İyi Film
Avrupalı Film Ödülleri En İyi Erkek Oyuncu Ödülü – Tahar Rahim
Avrupalı Film Ödülleri En İyi Ses Tasarımı Ödülü
Fransa Lumiere Ödülleri En İyi Erkek Oyuncu Ödülü – Tahar Rahim
ABD Ulusal Değerlendirme 2010 Yabancı Dildeki En İyi Film Ödülü
Bağımsız Ruh Ödülleri: En İyi Yabancı Film Adayı
9. AFM Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali – !f İstanbul Açılış Filmi

Bu ödüllerden sonra Oscar’daki Yabancı Dildeki En İyi Film dalındaki 5 adaydan İsrail yapımı filmi seçip yanlı gibi gözükmektense Fransız İtalyan ortak yapımı Un Prophet’i seçmek onlar için daha da yararlı olacaktır. Sırf biz bunları yazdık, tahminimiz tutmasın diye Almanya yapımı The White Ribbon da seçilebilir. Filmlere ödül vermenin amacı dünyadaki benim gibi birçok insanı avlayıp izlemesini sağlamak da olduğu için sonucu merakla bekliyoruz. Ödül alamasa bile Türk, Arap ve Müslüman ülkelerin TV kanallarında “TV’de İlk Kez” sloganıyla yayınlanacaktır. Filmi hangi kanalların yayınlayacağı da şimdiden bellidir zaten.

Sponsorlar ise MSN.fr, RTL, Le Parisien vb.

İçerdiği yoğun şiddet, cinsellik, çıplaklık, müstehcenlik, argo dil, küfür ve uyuşturucu maddelerin kullanımı dolayısıyla 16 yaş altı için sakıncalı film kategorisindedir. Aile ile izlenecek bir film değildir. IMDB puanının 8-9 arası olmasına da kanmayın. Diğer filmlerde de olduğu gibi fragmanın çoğu zaman filmin kendisinden daha iyi olduğu bu fragman ve filmde de kanıtlanmıştır. Filmde öyle fazla aksiyon yok. Hapishane, çete, mafya, iktidar, güç, güçlü, ilim, okuma gibi kavramlara yer verilmiş. Tarafsızlığın aslında en güzel taraf olduğunu anlatıyor. Hızlı öğrenen çalışkan bir insanın sıfırdan nerelere gelebileceğini anlatıyor.  Allah’tan bu sefer Müslümanlar terörist değil de mafya veya gangster. İmam da çete lideri (!) gibi gösterilmiş. Aslında senarist bunu doğrudan söylemiyor fakat izleyicinin aklına o şekilde yerleşmesini istiyor. Bu arada filmin adının “Bir Peygamber” olmasını sağlayan rüya ve varsanım ile geleceği görmek, ölülerden tüyo almak Peygamber mi olmak demek?

Filmin resmi sitelerini de aşağıda listeledik. Aklımıza takılan ise resmi sitelerin arasında neden .RU Rusya uzantılı bir site var.

http://www.unprophete.ca/

http://www.aprophet.ca

http://www.un-prophete-lefilm.com/

http://prorok-film.ru

Filmi izleyenler veya yazımızı okuyanların yorumlarını paylaşmaları bizleri mutlu edecektir.

Selam ve dua ile,

Talha Çelik

Fragmanlar

 

Benzer konulardaki yazılar:

Category: Sinema

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*

Get Adobe Flash player