Euzübillahimineşşeytanirracim Bismillahirrahirrahim.

Dini bayramlar, geceler ve kandillerin yer aldığı yıllık takvimimizde 25 Şubat 2010 Perşembe’yi 26 Şubat 2010 Cuma’ya bağlayan gece Mevlid Kandili. Belki hepimiz belki de birçoğumuz biliyordur ama yine de tekrar hatırlamak amacı ile “Mevlid Kandili nedir? ” diye araştırıp sizlerle paylaşmak istedik. Şimdiden Mevlid Kandilinizi tebrik eder, Tüm İslam alemine ve insanlığa hayırlar getirmesini Cenab-ı Allah’tan niyaz ederiz.
Mevlid Kandili (Mevlit – Mevlüt – Mevlüd) ya da Veladet Kandili
(Arapça: لیلة مواليد, Mevlid (مولد), Mevlid en-Nebi (مولد النبي),
Peygamberimiz Hz.Muhammed bin Abdullah’ın doğum gecesi aynı zamanda Hicrî Rebiul-evvel ayının onikinci gecesidir.
Klasik dönemde (Asr-ı Saadet ve Dört Halife Dönemi) kandiller yer almadığı için geçmişi pek eskiye dayanmamaktadır.
Mevlid, “doğum zamanı” demektir. Çoğu kaynakta Rebiul-evvel ayının 11.sinden 12.sine bağlayan gece bazı kaynaklarda ise 16.sını 17.sine bağlayan gece de Mevlid Kandili Gecesi olarak adlandırırlar. 11-17 Rebiul-evvel tarihleri arasındaki hafta da Kutlu Doğum Haftası (Vahdet Haftası) olarak kutlanmaktadır. Yani Peygamberimizin doğumuyla bir olan Allah’a inanma, birlik, beraberlik ve dayanışma içinde olmanın iyice idrak edilmesi gereken iki farklı tarihin tek bir tarihte toplandığı hafta.
Kandil Geceleri İslam’ın ilk zamanlarında var olan bir adet olmayıp, hicrî 3. asırdan, Miladi 10.asırdan itibaren kutlanmaya başlanmıştır. Osmanlı Devleti padişahı II. Selim‘den itibaren bu kutlama gün ve gecelerinde, minarelerde kandil yakılmasıyla birlikte kandil adını almıştır.
Ay ve Güneş Takvimi
İslami takvimin ay takvimi (Hicri ve Rumi Takvim), batı takviminin de (Miladi, Gregoryan takvimi) güneş takvimi olmasından dolayı mevlid günleri farklı zamanlara denk gelir. Ayrıca ülkeden ülkeye farklı islamî ay başladığında sabitleme metodu kullanılır. Aşağıdaki tabloda sadece yaklaşık olarak Mevlid günleri örnek olarak listelenmiştir.
2009 8-14 Mart
2010 25 Şubat – 3 Mart
2011 15-20 Şubat
Ülkemizde maalesef Miladi Takvime (Gregoryan) geçildiği için İslami günler ve bayramlar güneş takviminde farklı günlere gelmektedir. O yüzden belirli bir tarihte etkinliklerler yapılıp kutlanması için 20-26 Nisan tarihleri arası Kutlu Doğum Haftası olarak belirlenmiştir.
Mevlid Kandili ve diğer isimleri :
* Mevlid en-Nebi : Peygamberin doğumu (Arapça)
* Milad en-Nebi : Peygamberin Doğumu (Arapça/urduca)
* Mevlid-i Şerif : Mübarek Şerefli Doğuş (Osmanlıca, Türkçe, Urduca)
* Eyd el-Mevliden -Nebevi : Peygamberin Doğum Kutlaması (Arapça)
* Eiyd-e-Milad-un-Nebi : Peygamberin Doğum Kutlaması (Urduca)
* Yevm un-Nebi : Peygamber’in günü (Arapça)
* Mevlid er-Resul : Allah’ın Elçisinin Doğum Günü (Malay)
Bu terimlerin çoğu Arapça ve-le-de (V-L-D) kökünden gelmektedir. “Doğum vermek, doğum yapmak, çocuk, yaratmak” manalarına gelmektedir.
Doğum Gecesi
Zulmün çok yaygınlaştığı, kız çocuklarının diri diri gömüldüğü, sapıklığın, putperestliğin yaygınlaştığı dünyaya gelen aydınlık tarihe ayrı bir yön verecek, insanoğlu ahlakı ondan öğrenecekti.
571 senesi 20-26 Nisan (11-17 Rebiul-Evvel) gecelerinin birinde Alemlere Rahmet olarak Ahmed Mahmud Muhammed Mustafa (sav) dünyaya teşrif ettiler.
Yahudi âlimleri Tevrat’ta ve diğer kitaplarda daha önce rastladıkları işaret ve müjdelerin açığa çıktığını gördüler. Yeni bir kurtarıcı, övgüye mazhar olacak insan “Ahmed‘i” beklemekteydiler.
Âişe (ranha)’nın anlattığına göre O gece Yahudi âlimleri semâyayı gözlemlerken “Bu yıldızın doğduğu gece Ahmed doğmuştur” dediler.
Bîr Yahudi ileri geleni tüccarı Mekke’de Peygamberimizin doğduğu gece, içlerinde Hişam ve Velid bin Muğire, Utbe bin Rabia gibi Kureyş ileri gelenlerinin bulunduğu bir toplantıda,
- “Bu gece sizlerden birinin çocuğu oldu mu?” diye sordu.
- “Bilmiyoruz” diye cevap verdiler.
Yahudi, “Vallahi sizin bu ihmalinizden iğreniyorum!
“Bakın, ey Kureyş topluluğu, size ne söylüyorum, iyi dinleyin. Bu gece, bu ümmetin en son peygamberi Ahmed doğdu. Eğer yanlışım varsa, Filistin’in (Kudüs’ün) kudsiyetini inkâr etmiş olayım. Evet, onun iki küreği arasında kızıl, üzerinde tüyler bulunan bir ben var” dedi.
Toplantıda bulunanlar Yahudinin sözünden hayrete düştüler. Her birisi evlerine döndüğünde bu durumu ev halkına anlattılar. “Bu gece Abdülmuttalib’in oğlu Abdullah‘ın bir oğlu doğdu. Adını Muhammed koydular.” haberini aldılar.
Ertesi gün Yahudiye vardılar:
“Bahsettiğin çocuğun bizim aramızda dünyaya geldiğini duydun mu?” dediler.
Yahudi “Onun doğumu benim size haber verdiğimden önce midir, sonra mıdır?” dedi.
Onlar, “Öncedir ve ismi Muhammed‘dir” dediler. Yahudi, “Beni ona götürün” dedi.
Yahudi ile beraber kalkıp Hz. Âmine‘nin evine gittiler.
Yahudi Peygamberimizin sırtındaki beni görünce, üzerine baygınlık geldi, fenalaştı. Kendine gelip ayıldığı sırada,
“Ne oldu sana, yazıklar olsun” dediler.
Yahudi, “Artık İsrailoğullarından peygamberlik gitti. Ellerinden kitap da gitti. Artık Yahudi âlimlerinin kıymet ve itibarları da kalmadı. Araplar peygamberleriyle kurtuluşa ereceklerdir.
“Ey Kureyş topluluğu, ferahladınız mı? Vallahi size, doğudan batıya kadar ulaşacak bir güç, kuvvet ve bir üstünlük verilecektir” dedi.
Peygamberimiz’in babası Hz. Abdullâh, annesi Hz. Âmine’dir. O’nun mübârek soyu Hz.İbrahim‘den Hz. İsmâîl’in oğlu Kayzar sülâlesinden olan Adnân’a kadar uzanır.
Mucizeler
*Annesi Hz.Amine Peygamber Efendimize hamileyken rüyasında, “Sen, insanların en hayırlısına ve bu ümmetin efendisine hamile oldun. Onu dünyaya getirdiğin zaman ‘Her hasetçinin şerrinden koruması için bir ve tek olana sığınırım’ de, sonra ona Ahmed yahut Muhammed ismini ver.”
* Hz. Âmine’nin bildirdiğine göre kendisi, ne hâmileliği ne de doğum esnâsında hiçbir zahmet çekmemiş ve Allâh Rasûlü dünyâya gelirken doğu ile batı arasını aydınlatan bir nûrun kendisinden çıktığını görmüştür. Peygamber (sav) temiz bir şekilde, ellerini yere dayayarak doğmuş ve başını semâya kaldırmıştır.
* O anda şeytan, hayâtında hiç olmadığı kadar büyük bir çığlık koparmıştır. (İbn-İ Kesir, El-Bidâye, II, 271)
* Yine kendisinden çıkan bir nurun aydınlığında bütün doğuyu ve batıyı, Şam ve Busra saray ve çarşılarını, hattâ Busra’daki develerin uzanan boyunlarını gördüğünü Abdülmüttalib‘e anlatmıştı.
* Aynı gece Hz. Âmine’nin yanında bulunan Osman ibn Âs‘ın annesinin gördükleri de şöyle:
“O gece evin içi nurla doldu, yıldızların sanki üzerimize dökülecekmiş gibi sarktıklarını gördük.”
* Dünyayı şereflendiren iki cihan serverinin üzerini o günün bir âdeti olarak bir çanakla kapattılar. Araplara göre o zaman, gece doğan çocuğun üzerine bir çanak koymak ve gündüz olunca ona bakmak âdetti. Fakat bir de baktılar ki. Peygamber Efendimizin üzerine konulan çanak yarılarak ikiye ayrılmış, Efendimiz gözlerini gökyüzüne dikmiş, başparmağını emiyordu.
*Aynı gece Kabe‘de tapılmakta olan cansız putların çoğunun başaşağı devrildiği görüldü.
* İran başkadısı ve din adamı Mûbezân, rüyâsında birtakım serkeş develerin bir sürü yürük atları önlerine katarak Dicle ırmağını geçtiklerini, İran topraklarına yayıldıklarını görmüştür.
* Semâve Vâdisi’ni (Semâve, Kûfe ile Şam arasında, Bağdat’ın 235 km. güneydoğusunda, Kelb arâzisinde, taşsız bir çöldür.) su basmıştır.
*Aynı gece Kisra sarayının beşik gibi sallanıp on dört sütununun -balkonunun- parçalanıp yerlere düştüğü öğrenildi.
* Sava‘da mukaddes olarak bilinen gölün suyunun çekildiği görüldü.
* İranlıların, tapınaklarında bin yıldan beri yakılan ve söndürülmeyen mecusi ateşi sönmüştür. (İbn-i Kesîr, el- Bidâye, II, 273)
*Anlaşılan dünyaya yeni gelen zat ateşe tapmayı, puta tapmayı kaldırıp, Fars saltanatını parçalayarak Allah’ın izni olmadan kutsal tanınan şeylerin kutsallığını ortadan kaldıracaktır. Daha sonra bu geceye Veladet-ı Nebi gecesi dendi.
Ayetler ve Hadisler
Cenâb-ı Hak buyuruyor:
![]()
“(Ey Muhammed!) Seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.” (Enbiyâ, 107)
Cenâb-ı Hak buyuruyor:
“Sen elbette yüce bir ahlâk üzeresin!” (Kalem, 4)
Rasûlullah (sav) buyuruyor:
“Ben güzel ahlâkı tamamlamak üzere gönderildim.” (Muvatta’, Hüsnü’l-huluk,
“Andolsun ki içlerinden, kendilerine Allah’ın âyetlerini okuyan, (kötülüklerden ve inkârdan) kendilerini temizleyen, kendilerine Kitap ve hikmeti öğreten bir Peygamber göndermekle Allah, müminlere büyük bir lütufta bulunmuştur. Halbuki daha önce onlar apaçık bir sapıklık içinde idiler.”
(Âl-i İmrân, 164)
Mevlid Kandiliniz Mübarek Olsun. Yüce Rabbim bizleri sevgili Resulünün şefaatine nail eylesin.
Benzer konulardaki yazılar:
- Best of Men – İnsanların En İyisi
- Kıyamet Kapıları Aralanıyor… DUA
- Hicri Yılbaşı – 1431
- Cennete Giden Merdiven Heykeli (!) – Stairway to Heaven (!)
- Hazreti Yusuf – Bölüm 01


Pingback/Trackback
Mevlid Kandiliniz Mübarek Olsun. | Genç Yolcu