e-Kalem.com

"O Rab ki kalemle yazmayı öğretti."

Konfüçyüs – Confucius

Euzübillahimineşşeytanirracim Bismillahirrahirrahim.

Hepimizin duyduğu bir isim, bir bilge adam, bir filozof. Anne ve babasının kendisine verdiği isim Kong Qui, Çinlilerin kendisine verdikleri isim Kong Fū Zi yani bütün dünyanın kullandığı şekliyle Konfüçyüs yani Yüce İnsan.

Kendisi MÖ.551 – MÖ 484 yılları arasında yaşamıştır. Gelişen dünyanın gelişen devletlerinden Çin, kendine ait güzellikleri dünya ile paylaşma adına 2010 yılında Hon Chan, Yan-Jiang He, Qi-Tao Jiang, Mei Hu adlı dört kişinin yazdığı ve yine Mei Hu’nun yönettiği Konfüçyüs’ün filmini dünya ile paylaşmıştır. Biz de filmden aklımızda kalanları sizlerle paylaşmak istedik. Yazının bundan sonraki kısmı filmin içeriği hakkında ayrıntılı bilgiler içermektedir.

Doğu Zhou hanedanlığının M.Ö 770-486 yılları arasında geçirdiği çağ Bahar & Kış Dönemi olarak bilinir. Gaddar Rong ve Di kabileleri İmparatorluğa batıdan saldırır ve içeriden soylular ülkeyi kendi özel beyliklerine bölüp parçalarlar.

Zhou imparatoru bir kukla yöneticidir; emir komuta zinciri kırıldığından dolayı toplum kargaşaya sürüklenmiştir. Ve soylular kendi aralarında korkunç bir savaşa girmişlerdir. Zhou kalan gücüyle bitmek bilmeyen savaşları bitirmiştir.

Konfüçyüs, Bahar & Kış Döneminin sonlarında Lu beyliği içinde yaşamıştır.

Yukarıdaki metinlerle birlikte filmimiz başlıyor.  Film Çin kültürüne yaptığı yakın plan çekimlerle devam ediyor. Sofilerin içtiği gibi semaver benzeri kapta kömür ateşiyle hazırlanan çayın dumanına, ilginç sürahi ve bardak eşlik ediyor. Çalışan talebeler yemeğe başlamadan önce Müslümanlar gibi ellerini yıkıyor ve hep birlikte yer sofrasında birbirlerini selamladıktan sonra yemeğe başlıyorlar. Bahçedeki su tesisatı da gerçekten ilginç bir biçimde tasarlanmış. Doğu kültürünün güzelliklerini görmeniz için görsel bir şölene yer verilmiş.

Filmin orijinal adı Confucius yani Konfüçyüs. ( Kong Qiu,  Zhong Ni, Kong Zi, K’ung-tzu, Kong Qiu, K’ung Ch’iu, Kong Fū Zi, Kong Fūzi, Konfiçyüs, Konfiçyus, Konfüçyus )

Filmin ana teması Konfüçyüs’ün deyimi ile “eğitim, müzik, insanlık ve uyum hakkındaki fikirlerinin ancak zamanı geldiğinde tamamlanmış hale gelebileceği.”

Üstad Kong Qiu (Konfüçyüs), Zhong Du şehri başkanı olarak, Lu Krallığı hükümdarı Lu Dinggong’u ziyarete gider. Daha sarayın merdivenlerinde ona olan saygısından ötürü reverans (selamlama – secde) yapar.

Saraylar ve mimari gerçekten ilginç ve bir o kadar harikadır. Pazarlar, kıyafetler ve giyim tarzları. Hem sadeliği hem de heybeti barındırmaktadır.

Ding‘in hükümdarlığı boyunca Lu Krallığının gücü ”Üç Aristokrat – Soylu Aile -” olarak bilinen Jishi, Shushi ve Mengshi klanlarına devredilmiştir.

Kong Qiu, başkanı olduğu şehrin evlerinde ve sokaklarında güvenliği ve huzuru üst seviyeye çıkarmıştır. Bu başarısından dolayı Kong Qiu’nin Adalet Bakanlığı görevine getirilmesi ve uygulanabilir politikalarından yararlanılması düşünülmektedir.

Lu Sarayı Başbakanı ve Jishi Klanı lideri Ji Sunsi adında bir soyludur.

Klan orduları da Osmanlı’daki mehteran takımı ile olduğu gibi müzikle yoğunlaşıp savaşa hazırlanıyorlar ve daha iyi savaşıyorlardır.

Kadınlar ve çocuklar köle olarak esir alınmaktadırlar. Bunun yanı sıra ölen büyük kişiler yakılırken yanlarında sahip oldukları ve sevdikleri eşyalar, hayvanlar (atlar vs), köleler (kadın, erkek, yaşlı, genç, çocuk) birlikte yakılıyorlardır.

Konfüçyüs’ün Evrensel Barış ve Uyum Formülü:

“Majesteleri. Qi halkı cezalandırma korkuları yüzünden kanunlara riayet ederler. Hukuka saygı göstereceksek, bunun bizim medeniyetimiz, dürüstlüğümüz, güvenilirliğimiz, saygınlığımız gibi sebeplerden dolayı olması daha iyi olmaz mı? Memurluklara güvenilir ve onurlu adamlar seçilirse, hırsızlık ve rüşvet biter. Ailesini ve çocuklarını önemseyen adamlar aynı zamanda diğer insanları da önemser. Kadınlar evleri ve çocuklarıyla ilgilenirken erkekler de görevlerini yerine getirmeli. Kimsesizlerle, dullarla, yaşlılarla, hastalarla ve yoksullarla ilgilenilmeli. Sonrasında insanlar içlerinden neşe içinde yaşayacak ve çalışacaklar. Evrensel barış ve uyum egemen olacaktır! “

Konfüçyüs, hocalık yaptığı okulda küçük büyük bütün talebelerine selam vermekte ve almaktadır. Kendisi aynı zamanda Bayan Qiguan ile evli ve Kong Jiao adlı bir kız çocuk babasıdır.

Konfüçyüs’ün talebelerinden Zilu, ölen soylunun kölelerinden birini komutan Ji’nin askerlerinden onun yardım isteği üzerine kurtarmıştır fakat Ji’nin askerleri onu geri istemektedirler.

“İnsafsızlığı görüp yardım etmemek, cesaretsizliğe eşdeğerdir.” Konfüçyüs

Askerler gelir fakat Konfüçyüs komutana çocuğu vermez ve ortaklık teklifini şu cümle ile reddederek, kibarca komutanı kovar.

“Yollarımız farklı, o yüzden aynı prensiplerle çalışmamızın imkânı yok.” Konfüçyüs

Onlardaki meclis de toplanmıştır. Lord (Hükümdar) ve bakanların yanı sıra ordu komutanı general ve başbakan da vardır. Yılsonunu simgeleyen Kış Kurbanı Törenleri vardır. 10 özel sülün kuşunun kurban edilmesi gerekmektedir fakat bir tanesi kendi tüyünü gagalayarak koparmıştır. Meclis karar alır ve sülün kuşunun canı bağışlanır.

Bu karardan sonra Konfüçyüs, küçük köle olayını anlatır ve çocuğun da bağışlanmasını ister.

“Başbakan Ji. Yardımseverlik insan türümüzün sevgisidir! Geleneklerimizle uyuşsa bile törensel bir cinayet yine de cinayettir! Zhou’nun Ahlâk Kitabı, insan yaşamının her şeyden daha değerli olduğunu söyler. Hükmü kalmamış geleneklerimiz terk edip sistemimize yenilikçi yaklaşım göstermeliyiz.

Aslında buradaki ibare Türkiye’deki anayasa değişikliğinin de ne kadar mantıklı ve olması gereken çok önemli bir adım olduğunun kanıtıdır.

General ise Başbakan’ın babasının sevdiği kölesinin, mezarda ona eşlik etmesi gerektiğini ve bu yüzden öldürülmesini talep eder. Konfüçyüs’ün Başbakanın babasının Generali de çok sevdiğini eğer kendisi ölmek isterse çocuğun da ölmesini kabul edeceğini söylemesi üzerine General kızarır ve çok kızar. Askerlerin sahip olduğu sert yapı burada da kendini göstermiştir. Başbakan şu cümleyle birlikte “Alimin kelimeleri bilgece görünüyor.” Çocuğun serbest bırakılmasına karar verir.

Konfüçyüs, çocuğu kendi okuluna –dergâha- alır. Ona eğitim verirler. Burasının artık onun da evi ve diğer öğrencilerin kendi kardeşi olduğunu söyler. Bu arada kutlama amacı ile içtikleri içecekte (şarap) alkol olmamasını umardım. İçecekler doldurulurken herkesin bir yanındakine verip, kendinden çok diğer kardeşini düşündüğünü belirten gizli incelikli sahne de gerçekten önemli. Burada iki hadis-i şerif hemen akla geliyor.

“İman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş sayılmazsınız. Aranızda sevgiyi yaymak için selamı yayınız.” Hz.Muhammed (sav)

“Nefsimi elinde tutan Allah’a yemin ederim ki bir kişi hayırdan kendisi için istediğini, Müslüman kardeşi için de istemedikçe mükemmel bir şekilde iman etmiş olmaz.”Hz.Muhammed (sav)

Qi Klanı Bakanı:

“Majesteleri, belki de Lu’yu tebrik etmek amacıyla bir görüşme ayarlamalıyız. Lu Kralı’nı ve Kong Qui’yu (Konfüçyüs’ü) topraklarımıza davet edebiliriz. Kong Qiu bir edebiyat adamı ve ordu işlerinden hiç anlamaz! Ahlak bilgisi vardır, kahramanlık bilmez! Tören boyunca, Lu Kralını esir alacağız. Sonra da hükümdarlığın nasıl sonlanacağını tartışabiliriz.”

Lu Hükümdarı gelen daveti kabul eder ve hazırlığa başlarlar. Konfüçyüs Adalet Bakanı olarak genel koordinatördür. A ve B, hatta C planları bile yapar ve bunda haklı çıkar. Ordu komutanı söz verdiği atlıları hükümdar ve Konfüçyüs’ü koruması için yollamaz. B planı devreye girer ve 500 atlı rolündeki dağın arkasındaki halk ellerindeki ağaç dalları ve yaprakları ile toz ve ses çıkarırlar.

Siyasi diplomasinin gerekleri yerine getirilirken, hem saygı gösterirler hem de saygı görmeyi beklerler. Yani ne başkasının hakkını yerler, ne de kendi haklarını yedirirler.

Gövde gösterisi, nezaket, hediyeleşme, karşılama, selamlara gibi ayrıntılar çok büyük güç gösterileridir ve başarıları taşıyan önemli ayrıntılardır.

“Arzumuz, birbirimize saygı gösterip savaştan ilelebet uzak kalmaktır.“ Konfüçyüs

“İki krallığın aynı soyadını paylaşmamasına rağmen, kardeş gibiyizdir. Bu ittifaktan sonra iki ülke yekvücut olacaktır.” Qi Hükümdarı Yardımcısı Li

Tüm dünyadaki insanlar tek bir ailedir. Yöneticiler ve memurlar kralımızın birer hizmetkârıdır. Bu nedenle, siz iki ekselansları İmparatorumuz Zhou hanedanlığını korumaktan mesulsünüz.” Konfüçyüs

Li ise savaşlarda beş yüz atlı araba koruma ve destek isterken, Konfüçyüs de önceki alınan üç şehri geri ister. Qi Hükümdarı bakarız deyince “Bir centilmenin kelimeleri altındır, Majesteleri.” der ve iadeyi garantiler. Li ise sinirlenir ve bütün adamlarını meydana çağırır Konfüçyüs ise dağın ardındaki beş yüz atlı arabayı çağırmasına gerek olup olmadığını, onları inandırmak için beş atlı araba öncü birliği gösterir. Dağın arkasından da ses ve toz desteği ile rakiplerini inandırır ve kan dökülmeden görüşme ve hareketlilik Lu Hükümdarlığı lehine sonuçlanır.

”Savaş planının yenilikçi olması gereklidir ve sürprizle gelmelidir.” Konfüçyüs

Gelelim Wei Krallığına, erkeklerin bile bu denli kapalı giyindiği bir yerde Nanzi adlı kraliçe adayının o kadar kapalı kıyafet tercih etmemesini tezat bulduk. Karakteri gereği zaten bu yapıda olabilir ama zamana ve mekâna aykırı bir sahne olmuş. Batılı olsa anlarım da örf âdetin çok yüksek olduğu doğuda tercih bu denli olmamalı.

Wei Kralının Prensi, kendisi daha çok çaylak olduğu için yönetimde bir kadının olmasına pek uygun bakmaz ve kraliçe veya prenses olan Nanzi ise prens’in Konfüçyüs tarafından eğitilmesi için Lu Krallığına onu almak için davet gönderirler. Lu Krallığı ise onu kaptırmamak için Konfüçyüs’a daha yüksek bir mevki verir. Aynı zamanda İçişleri bakanı da olan başbakan, İçişleri Bakanlığını Konfüçyüs için bırakır. M.Ö. 498’te Lu Krallığı İçişleri Bakanı olur.

Yükselmesine rağmen sahip olduğu edep, geleneklere bağlılık ve saygıdan ödün vermez ve kendini daha da geliştirir.

O zamanda yazılar özel bir fırça ve mürekkeple, tahta parçalarının üzerine yazılmaktadır.

“Çürük ağacı oymak yorucudur. Bırak uyusun.” Konfüçyüs uyuyan bir müridi için.

“Ülkenizi hayatınızın önüne koyun” Konfüçyüs’ün son hocası Üstad Zi Chan

”Önünüze çok fazla engel çıkacaktır. O yüzden içinizdeki gücü koruyun. ” Konfüçyüs’ün son hocası Üstad Zi Chan

“Şu anda yaptığımız şey kısa vadeli bir şey değil.” Konfüçyüs

Konfüçyüs, İsrail’in şuan Filistin’de yapmış olduğu ve Çin’de yapılmış olan Çin Seddi gibi üç Soylu ailenin yapmış olduğu şehirlerarası duvarların yıkılmasını ve üç soylunun gücünü azaltarak tahtın gücünü yükseltmek istemektedir. “Başsız Ejder” öngörüsü.

”Kazanmak istiyorsak, önce bir şeyler vermeliyiz.” Lu Başbakanı Laozhi Ji Sunsi

Canlılara çok saygılı olan Konfüçyüs’ün oturup da horoz dövüşü izlemesi sahnesi de pek hoş gelmedi bizlere.

Bütün bu oluşumlar sırasında Gongshan Niu adlı eski general bütün asileri etrafında toplar ve başkente saldırır. Amacı Lu Hükümdarını ele geçirmek, Konfüçyüs’ü öldürmek ve üç soylu aileyi devre dışı bırakmaktır.

Filmin 50. dakikalarında görsel etkilemelerin fazlasıyla kullanılmaya başlaması, bu sahnedeki ateş ve yağ gösterisi ile okların dansı hem iyi bir strateji hem de iyi bir görsel şölen.

“Böylesine yüksek prensiplere sahip kimseler inançlarını korumaktansa ölmeyi tercih eder. Birinin hayatı için yalvarmaktansa prensiplerden ödün vermek hata olur.” Konfüçyüs -> Lu Kralına

“Savaşta mağlup olursak ahlâki değerleri önemseyen kim kalacak? Önemli olan galibiyet ve mağlubiyettir, ahlâki değerler değildir.  Bazen benden ibret almalısın. Aptalı oyna.” Lu Kralı -> Konfüçyüs’a

”Tüm görevleri tamamla ama hiçbir şeye toslamadan” Üstad Laozi – Taoizm Bilgesi


Burada Konfüçyüs’ün mürşidi Taoizm Bilgesi Üstad Laozi ile rabıta sahnesi hoş olmuş. Aynı anda hem hükümdar ile görüşürken bir taraftan da vefat etmiş hocasına danışması güzel bir senaryo ve güzel bir sahne.

“Şöhret ve otorite’yi tüm insanlar ister fakat elde etmek için uzun süre uğraşılmamalıdır.” Laozi

Konfüçyüs : “Kapıda asılı duran suyu çekilmiş sukabağı gibi dünyaya katkı yapmadan duramam.”

Laozi : “Katkı eksikliğinin, gerçek katkı olmadığını nereden biliyorsun. Zayıf olan yoluna devam eder, yumuşak olan inat eder. Hiçbir şey su gibi yumuşak değildir. Saldırgan ve zorlayan ise asla suyu yenemez. Koruyucu olan daima suya benzer.”

Konfüçyüs : “Üstadımın kelimeleri çok bilgece, fakat ben seçtiğim yolda sadık kalıyorum. Üstadımın yolu muhteşem ve kalıpsız ki kâinatı aşmış bir yol. Ve materyal dünyayı kapsamıyor. Ancak benim yolum, insanoğlunun hayallerini süsleyen bir kapsamda.”

Laozi : “Öyleyse diğerlerinin anlama kabiliyetinin zayıflığını umursamamalısın. Onların zenginliğinin aksine sana verecek altınım yok sadece bu basit nasihatim var.”

Konfüçyüs iyice dışlanmıştır. Kış Kurban Töreni biter ve soylulara et yollanır. Konfüçyüs’e yollanmaz.

Bunun yanı sıra Qi Krallığı, Lu Krallığına hediye at ve on dansçı kız yollarlar. Örf, adet ve dini değerlerin kaybedilip yerine dünyevi ve şehveti zevklere yönelmeyi arttırmak istemektedirler. Aynı yabancı ve yerli düşmanların ülkemizde tv kanallarında yayına soktuğu dizi, film ve tv programları gibi.

Konfüçyüs’ün bir de Kong Li adında oğlu olmuştur ve büyümüştür.

Başbakan, kralın adına ayrılık hediyesi olarak Yeşim Taşı parçasını Konfüçyüs’e yollar. Konfüçyüs ise krala kendisine verdiği tacı ve diğer emanetleri geri götürmek için yalnız başına yağmurda yola çıkar. Bir tek haberi olan müridi Yan Hui, onu gizlice takip eder.  Sadakat ve vefa dolu şu cümleler dökülür kalbinden.

Konfüçyüs : “Buraya nasıl geldin?”

Yan Hui : “Hocam bedendir ve ben de o bedenin gölgesiyim. Sonuna kadar hocamın yanındayım.”

Konfüçyüs : “Dürüst olmak gerekirse, nereye gideceğimi bilmiyorum. Söyle bana nerede hata ettim?”

Yan Hui: Konuşabilir miyim hocam? Hocam, krala tüm inancınla bağlanarak hata ettin. Hocam, bana bir keresinde demiştin ki  ”Bir adam dünyayı değiştiremiyorsa en azından kendi dünyasını değiştirmeyi denemelidir.”

Bu konuşmadan sonra diğer müritler birden oraya gelirler. Duygusal bir an yaşanır. İnancın zaferi.

M.Ö. 497 yılında Konfüçyüs Lu Krallığını terk eder ve şehirden şehre amaçsızca gezinip durur.

Sonunda daha önceden bir kez kendisine davet yapmış olan Wei Krallığına gider. Krallık onları kabul eder. Konfüçyüs’ün orduyu ve halkı eğitmesini, müritlerinin de halkı eğitmesi için bir okul yapılması için arazi ve yiyecek ihtiyacı karşılanır.

Wei Krallığını asıl yöneten kişi kraldan ziyade onun sevgilisi Nanzi adlı tehlikeli bir kadındır.

Wei Hükümdarı : “Söyle bana, düzensizlik riskine karşı nasıl bir idari önlem anlamlıyım?”

Konfüçyüs : “Herkesin refah bir hayatı olduğunu garantiye alarak.”

Wei Hükümdarı : “En büyük boşlukları fazla refah olmaları. Ve her yerde sosyal düzensizlik sinyalleri var.”

Konfüçyüs: “Öyleyse etraflarında iyi bir sosyal ahlakın eksikliği var ve insanların eğitime ihtiyaçlar vardır.”

Konfüçyüs ahlaki ve sosyal konularda bilgisini paylaşabileceğini fakat askeri konularda bilgisinin olmadığını belirtir.

Nanzi’nin isteği üzerine pek de istemese bile Künfüçyüs Nanzi ile görüşür.

Nanzi, Kaside Kitabındaki çoğu aşk üzerine olan 300 şiiri okumuştur.

”Gerçek hayırseverlik insanoğlunun sevgisidir” Konfüçyüs.

”Bir centilmenin eşi güzel bir kadındır.”

”Kur yapılırken bile, bir centilmen tüm adetlere uymaya özen gösterir.”

”Gerçek aşkta kötülük yoktur.”

Konfüçyüs : “Medenice yönetim, devlete ve halka da fayda sağlayacaktır. Neden uygulanamaz olsun ki? Bir devlet, medenilik olmadan kargaşaya sürüklenir.”

Nanzi : “Şehvete düşkün olmak ve açgözlülük insan doğasında vardır ve bunların sonucu olarak savaşlar çıkar. İnsan doğası böyleyken bunların üstesinden gelmek oldukça zor bir görev olacaktır.”

Konfüçyüs : “Benim inancım, hayatını medenileştiren birinin dürüstlükle ölüme gideceğidir.”

Konfüçyüs : “Dünyevi güzelliği sevdiği kadar biraz olsun fazilete düşkün kimseyle karşılaşmadım.”

Nanzi : “Dünyevi insanlar muhtemelen üstatların çilelerini anlamaya çalışırlar ama sadece çok azı bu çilelerin derinliğini ve acısını kavrayabilir.”

Konfüçyüs müridi Zilu’ya : “Wei’den ayrılmalıyız gibi geliyor. Bu diyar çok yakında kargaşaya sürüklenecek.”

Tekrar müritleri ile birlikte oradan ayrılarak göçebe hayatı yaşarlar. Birçok bölgeye uğrarlar ve gittikleri yerlerden bir müddet sonra kovulurlar.

Konfüçyüs : “Şiir, kitap, ahlak, müzik tüm centilmenler tarafından öğrenilmelidir. Bu sebepten dolayı bugün burada hep beraber bunları öğrenmeye başlayacağız. Düke bakanlarına iyi davranmalı bakanlar da Dükelerine sadık kalmalıdır. İnancımız, ailemiz ve imparatorumuza karşı olan sevgiye dayanıyorsa dünya uyum içinde olacaktır. Her türlü iş yolunda gidecektir. Ailemizle dayanışma içinde olmalıyız. Komşularımızın gönlünü almalıyız. Üstelik çok şeyler öğrenebiliriz. Kuşların, hayvanların ve bitkilerin isimleri de dâhil.”

M.Ö. 484 Qi ordusu Lu’yu işgal etmiştir. Lu Krallığı, Konfüçyüs’ün yokluğunu hissetmektedir. Onu tekrar geri çağırmak isterler fakat imajlarının zedeleneceğini düşünerek sadece talebelerinden birini isterler. Konfüçyüs, bütün talebelerinin itirazına rağmen istedikleri müridini çok sevdiği talebesi Yan Hui’nin de yönlendirmesi ile Lu’ya gönderir. Lu Krallığı zor kuşatmadan kurtulur ve Qi’ler geri dönerler.

Gidip başarılı olan müridi ise Lu başbakanından, sürgüne gönderdikleri mürşidi Konfüçyüs ve diğer müritlerin tekrar ülkeye çağrılması isteğinde bulunur. Başbakan, konuyu hükümdara sorması gerektiğini belirtir. Ve Kong Qui yani Konfüçyüs ile boş boş dolaşmaktan ise müride Lu Krallığında görev alması teklifinde bulunur.

Konfüçyüs ve müritleri Chen ve Chai Krallığı sınırında dokuz kuyruklu serçe görürler. Yakılıp yıkılmış bir kasabada konaklarlar. Tüm herkes günlerdir bir şey yemedikleri için açtırlar.

Karnı tok olan insanlar için durumun değerinin bilinmesi zor olabilir.

“Kış gelip hava iyice soğuduğunda sadece çam ağacının takdirini kazanır.” Konfüçyüs

Açlıkla olan imtihanları gerçekten zor geçmektedir. Kimi müritler inançlarını ve neden bu duruma düştüklerini sorgulamaya başlarlar.

Ancak çok az bir çorba yapabilirler ve hocaları Konfüçyüs’e ikram ederler. O da ilk başta hasta bir müridine ikram eder, o talebesi önce hocasının içmesini ister. Konfüçyüs içtikten sonra bereketlenen bir kâse at eti çorbası bütün müritlere dağıtılır.

Konfüçyüs aynı zamanda müzik ile de ilgilenmektedir. Sema gibi olmasa da bir nevi ilahi bir müzik eşliğinde dans ederler.

Zilu adlı müridi bir krallık tarafından vali olarak istenince Konfüçyüs istemeyerek de olsa onun ve Zilu’nun kardeşi Qi Sigong’un gitmesine izin verir.

“Tehlikesiz bir şehre gitmek, kargaşadan uzak bir yaşam sürmek değildir.” Konfüçyüs

“Politikada usulsüz aceleye yer yoktur. Zilu, sen dik kafalı ve çok şey isteyen birisin.  Bu özellikler kargaşa içindeki bir dünya için çok tehlikelidir.” Konfüçyüs

“Bir memur düzgün giyinmelidir. Kılık kıyafeti onu yansıtır.” Konfüçyüs

“Ve sakın unutma. Adetlerimize uygun olmayan hiçbir şeye bakma, dinleme, konuşma ve uzak dur.” Konfüçyüs

Yaz kış demeden süren yolculuklar süresinde bir kış yolculuğunda donmuş bir gölletin üzerinden geçerken yüzey çatlar ve ağaçtan yapılmış kitapların olduğu araba ve Konfüçyüs’ün en sevdiği talebesi Yan Hui buz gibi suya düşerler. Yan Hui kendi hayatını kurtaracağına, çok büyük bir fedakarlık örneği göstererek hocasının ve diğer arkadaşlarının çok emek verdikleri kitapları kurtarmaya çalışır ve soğuktan donarak ölür. Yoluna kurban olmak bu olsa gerek. Sözde değil özde temizlik.

Konfüçyüs’ün müridi Vali Zilu ise bir savaşta genç hükümdar adayını korurken hocası Konfüçyüs’ün ”Bir centilmen ölürken şerefini korumalıdır.” cümlesi ile ruhunu teslim eder.

Bakan Ji, kendi oğlunu geri davet simgesi olan tam halka yeşim taşı ile Konfüçyüs’e yollar ve ondan geri dönmesini ister. O günlerde Kong Chi’yi yani Konfüçyüsü sürgüne zorladığı için derin pişmanlık duymakta ve ölmeden önce kişisel olarak özür dilemeyi ummaktadır.


M.Ö. 484 Konfüçyüs sürgün yıllarının sonlanmasıyla Lu Krallığına geri döner.

Konfüçyüs, geleneklerinden ve alışkanlıklarından hiçbir şey kaybetmemiştir. Yine selamlamasını yapar ve secde eder. Anavatanına olan özlemi gözyaşlarına dönüşür.

”Lu’nun Baharı ve Kışı” kitabını paketlettirip ve dağıtıma yollatır. “Dünya beni tanıyacaksa bu kitap sayesinden olacaktır. Benden rahatsız olacaklarsa yine bu kitap sayesinde olacaktır.” Konfüçyüs

M.Ö. 479 yılında 73 yaşındaki Konfüçyüs vefat eder.

Film ise senaristin aşağıda yer alan cümleleri ile son bulur.

“Konfüçyüs tüm mevcut eğitimlerin öncüsüdür. Müritleri dünyanın dört bir yanına yayılmışlardır. Bu ona ”Çağların Bilgesi” unvanını kazandırmıştır. Konfüçyüs ve onun öğretisi birçok eski Çin medeniyetini anlaşılır hale getirip onlar için bir simge haline gelmiştir. Politikaya, ahlaka ve felsefeyi belli standartlara oturtmuş ve Çin’de en derinlere işlemiş ve etkileri çok uzun sürmüştür. Konfüçyüs, zamanımızın en büyük düşünürü, öğretmeni ve bilgesi olarak tanınır.

Film kelimelerle sekiz sayfada bu kadar anlatılabiliyor. Kafanızda canlandırdıklarınızı bir de filmi izleyerek karşılaştırma imkanı bulabilirsiniz. Konfüçyüs rolünü oynayan Yun-Fat Chow ise gerçekten iyi bir oyunculuk çıkarmış diyebiliriz. Yun-Fat Chow, 1976’dan beri toplam 104 projede görev yapmış 1955 doğumlu Hong Kong’lu bir aktördür. Filmlerini sayınca kendisini hatırlayacaksınız. “Katiller (The Replacement Killers- 1998)”, “Genç Kız ve Kral (Anna and The King – 1999)”, “Rüşvetçi (The Corruptor – 1999), “Kurşun Geçirmez (Bulletproof Monk – 2003)”, “Kaplan ve Ejderha (Crouching Tiger, Hidden Dragon – 2003)”, “Altın Çiçeğin Laneti (Curse of the Golden Flower – 2006)”, “Karayip Korsanları : Dünyanın Sonu (Pirates of the Caribbean: At World’s End – 2007)”.


Filmde abartı ve doğa üstü olaylara rabıta sahnesi hariç neredeyse hiç yer verilmemiş. Makyaj, Kıyafetler ve makenları ile iyi bir bütçesi ve emeği var diyebiliriz. Bunun yanı sıra hoca kelimesinin Çince “Hoza” şeklinde telaffuz edilmesi de ilginç. Yun-Fat Chow, Konfüçyüs’ü çok iyi oynamış fakat uzun boylu bir oyuncunun seçilmesi gerçek Kong Qui yani Konfüçyüs karaktere tezat düşmüş olabilir.

Şimdiden iyi seyirler. “Yârimi anlatan kâfir bile olsa o sohbete katılır ve onu dinlemekten zevk alırım. “ Allah (cc) ‘ı anlama adına izlenecek ayrı bir eser.

Selam ve dua ile,
Talha Çelik

Filmin 1. Fragmanı :

http://cdn.trailerspy.com/flvideo2/7511.flv

Filmin 2. Fragmanı :

http://cdn.trailerspy.com/flvideo2/5212.flv

Filmin 3. Fragmanı :

http://116.252.183.13/youku/17738806BE237836722E9F5612/03000201004B4B50CDD1F1020D80E1439274E4-953A-4AB5-A93D-809AF2BF6B3D.flv

Konfüçyüs’ün Deyişleri :

Deyiş 1. İnsan, söyledikleri ile yaptıkları arasında ne derece tutarlı olduğunu, kendi kapasitesine olan güvenini sorgulamalı ve daima kendini geliştirmek için gayret sarfetmelidir.

Deyiş 2. İnsanın diğer insanlara, kendinden büyüklere yardım etmesi, destek sağlaması eğer bu faaliyetinde saygı faktörü varsa bir erdem sayılır.

Deyiş 3. Herkesin kendi görevini layıkıyla yapması başkalarının sırtından geçinmemesi ruhi yönden olgunluk ister.

Deyiş 4. Faydalı insan odur ki boş durmayı sevmez, kişiliğini faydalı işlerle geliştirir.

Deyiş 5. Yaşam şartları ne kadar acımasız olursa olsun daima güleryüzlü ve çoşkulu olun, hayatın tadını çıkarın.

Deyiş 6. Planlama yapmak, ileriyi düşünmek muhtemel sorunlardan kurtulmanın en güzel yoludur.

Deyiş 7. İnsanlara yardım edebilmek, cömert olmak insancıllıktan öte bir bilgeliktir. Hümanizm insanları sevmek ve insanları bilmek demektir.

Deyiş 8. İnsanın yaptığı işe inanması en önemli itici güçtür.

Deyiş 9. Kültürlü olmak, görgülü olmak, bütün insani faaliyetlerimize değer ve estetik katan en önemli özelliklerdir.

Deyiş 10. Zayıf insanlar şahsi çıkarlarına yenik düşer, örnek insanlarsa önce kendilerini düşünmez ve adaletli olurlar.

Deyiş 11. İyi yönetici olmanın sırrı dört yanlıştan kaçınmak, beş doğruyu uygulamaktan geçer. Dört yanlış şunlardır: nasihat etmeden infaz etmek (gaddarlık); öğretmeden başarıyı ölçmek (kabalık), yönetimde gevşek olup sınırlar koymak (art niyet), özlük haklarının dağıtımında cimri davranmak (bürokrat olmak). Beş doğru ise şunlardır: müsrif olmadan eliaçık olmak; gocunmadan çalışmak; haris olmadan istek duymak; mağrur olmadan rahat davranmak; ürkütücü olmadan saygın olmak.

Deyiş 12. İyi insanlar karşılık beklemeden ve maddi teşviklere kapılmadan mevki ve güçlerini kullanırlar.

Deyiş 13. Dürüst, içten ve bilgili dostlar yarar, sahtekar, fırsatçı ve yaltaklanmacı dostlar ise zarar getirir.

Deyiş 14. Başarı doğru erdemlerle elde edilmemişse kalıcı olmaz. Kimse düşkünlüğü istemez ancak, doğru davranmazsa da bundan kurtulamaz.

Deyiş 15. Bilgi olmadan ne insanlık, ne dürüstlük, ne cesaret, ne de kuvvet gerçek anlamda faydalı olabilir. Aksine sadece çevremize zarar verir.

Deyiş 16. İyi bir yapıt kişide uyandırdığı iyi insani vasıflar ile tanımlanır.

Deyiş 17. Bazı öğretiler anlatılarak değil yaşanarak da kazanılabilir.

Deyiş 18. Eğitimli insan ile eğitimsizin farkı şudur: birisi diğer insanlardaki iyi davranışları teşvik eder, diğeri ise tam tersini.

Deyiş 19. İyi liderler araştırmalarında bilimi ve düşünceyi ön plana çıkarır.

Deyiş 20. Konuştuklarından çevrene faydalı bilgiler aktarabilmek için, eğittiğin insanların kapasitesini gözardı etme.

Deyiş 21. Dürüst yöneticinin işleri emir vermese de yürür ancak, dürüst olmayan emir verse de kimse dinlemez.

Deyiş 22. Mahiyete çalışma şevki vermenin sırrı şudur: şefkatli olmak, sadakatli, saygın davranmak, ciddiyeti, iyiyi teşvik edip bilmeyeni eğitmek hevesi doğurur.

Deyiş 23. Örnek davranışlar sadakati doğurur.

Deyiş 24. İnsanların tercihleri onları utanca ya da kıvanca götürür.

Deyiş 25. Güçlü olan sayıca kalabalık kitleler değil, eğitimli kitlelerdir.

Deyiş 26. Akıllı insanlar deneme yanılma değil yaşanmış tecrübelerden ders alma metodunu izlerler.

Deyiş 27. İnsan davranışlarında her konuda ölçülü olmak müsrif ve kibirli olmaktan yeğdir.

Deyiş 28. Bilgi özgüveni, özgüven ise gücü yaratır.

Deyiş 29. İyi erdemli insan öğrenmek için sürekli çaba içinde olur.

Deyiş 30. Kültürlü insan kendinden başkalarına değer veren ve yardımcı olan insandır.

Deyiş 31. Düşmanlığı uzaklaştırmak için bağışlayıcı olmak ve diğer insanları olduğu gibi kabul etmek gerekir.

Deyiş 32. İrade öyle değerli bir özelliktir ki bir ordu komutansız kalsa da kişi iradesinden yoksun kalamaz. İradeli insan davranışları tutarlı insandır.

Deyiş 33. İyi bir insan için herkesin onu sevmesi bir şey ifade etmez. Önemli olan iyi insanların sevgisi ve katılımıdır. Bu sebeple davranışlarımız politik değil istikrarlı olmalıdır.

Deyiş 34. İyi insanlar olduğu gibi görünür, göründüğü gibi olur.

Deyiş 35. Kibir ve paylaşmayı bilmemek bütün güzel özellikleri örter. Eğitim bu hataları yok eder.

Deyiş 36. Fedakarlıklar senden başkası bilmiyorsa değer taşır.

Deyiş 37. İyi insan kendisi bundan zarar görse bile doğruluktan vazgeçmez.

Deyiş 38. Eğitimli insanlar taklit etmez ancak, kendine özgü bir uyum içindedir.

Deyiş 39. Eğitimli insan kendi iç dünyasında doğru ve berrak olandır. Bu tür insanlar bilginin gücü ile kaygı ve korku bilmezler.

Deyiş 40. Kitleler cezalarla düzene sokulursa dejenere olur, karizma ve nezaketle yönetilirse bilinçli ve dürüst olur.

Deyiş 41. Örnek insanlar yumuşak huyludur ve öfkeden kaçınır.

Deyiş 42. İyi insanlar hatalarını düzeltmek için daima çaba içinde bulunurlar. Şu bir gerçektir ki insancıl olanlar tasa duymaz, bilgili insanların aklı karışmaz ve cesur insanlar korkmaz.

Deyiş 43. Yönetenler astları ile olan ilişkilerinde samimi ve içten olmalıdırlar.

Deyiş 44. Siyasi idare sadakat ve ciddiyet gerektirir. İyi idarecilerin mahiyeti de kendine bağlı ve sadık olur.

Deyiş 45. Tedbirli olmak (muharebe sahasında) az zayiat demektir.

Deyiş 46. Hümanizm ; kişinin kendine egemen olması ve nezaketli olmasıdır. Küçük menfaatler peşinde olanlar büyük işler gerçekleştiremez.

Deyiş 47. Eğitimli insanın hedefi daima yüksek olur. Küçük işlerle küçük insanlar uğraşır.

Deyiş 48. Bir ülkeyi idare etmek için şu üç kaynak gerekir: yeterli besin, yeterli silah, yani güçlü bir ordu ve halkın hükümete güvenmesi, yani idarelerin bu güveni tesis edici hak ve adalet çerçevesindeki icraatları.

Deyiş 49. Eğitimli insanın hayatının çeşitli evrelerinde ulaştığı üç disiplin seviyesi vardır. Gençken cinsellik konusunda, orta yaşlarda rekabet konusunda ve yaşlandığında kazanç konusunda disiplin; bu da uzun vadeli planlama yapmak ve hayatın her safhasını düzenli yaşamak demektir.

Deyiş 50. Bazı bilgilere tecrübelerle ulaşılır. Hem dinlemeyi bilmek hem de çok şey görüp öğrenmek bu yüzden önemlidir.

Deyiş 51. Kendisini eleştirebilen insanlar doğruyu ve güzeli bulma konusunda daha şanslıdırlar.

Deyiş 52. Davranışları tutarlı olmayanlar ve zorluklarla karşılaştıklarında özdenetimlerini yitirenler ancak küçük inanlardır. Yaptığı doğru davranışlarda istikrar gösteremeyen kimseler muhakkak gözden düşerler.

Deyiş 53. İyi insanlar kendilerini kardeşliğe, insanlığa ve görevlerini ifaya adamışlardır.

Deyiş 54. İyi insan odur ki, kendi hatalarını kabul edip düzeltir, yanlış yapılan şeylere karşı da inatla mücadele eder.

Deyiş 55. İyi yönetici, doğru ile yanlışı ayırt edip hakkaniyetli davranır.

Deyiş 56. Eğitimli insanlar adaleti ilke edinir ve ona sadık kalırlar.

Deyiş 57. İdare etmek dürüstlük demektir. Sen doğru yönetirsen yanlış olmaya kimse cesaret edemez.

Deyiş 58. Kültürlü insan astlarına soru sormaktan çekinmeyen insandır.

Deyiş 59. İyi yönetici mahiyetinin moral faktörlerinin de yüksek olmasına dikkat eder.

Deyiş 60. Erdemli olmak kazancı değil hizmeti gözetmekle olur. İyi insanlar doğru konuşur ve çevresini iyiliğe yöneltirler.

Deyiş 61. İyi insanlar merhametli olur. İyilik daima iyilikle karşılık bulur.

Deyiş 62. İnsanların üzüntü ve acılarına saygı göstermek gerekir.

Deyiş 63. Bir ülkede adaletin varlığı kişinin kendini özgürce ifade etmesinden anlaşılır. Bir ülkede adaletsizliğin varlığı ise kişilerin başına buyruk davranışından anlaşılır. İyi insanlar sorunları önlenmek için çaba sarf ederler.

Deyiş 64. İyi insanın birinci şartı her koşulda bilgili ve eğitimli olmaktır.

Benzer konulardaki yazılar:

Category: Sinema
  • dizi izle says:

    Thanks you. Very good post.Unless they can offer a really compelling reason for users to come back, it will be the next Bebo, MySpace

    22 Ekim 2010 at 04:55
  • e-Kalem says:

    Your welcome. Got happy to hear you like my post.

    26 Ekim 2010 at 20:37

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*

Get Adobe Flash playerPlugin by wpburn.com wordpress themes